Meme kanseri

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Yapılan çalışmalarda, her 8 kadından birinin yaşamı boyunca herhangi bir dönemde meme kanserine yakalandığı gösterilmiştir. Meme kanseri erkeklerde de görülebilir, ancak sıklığı kadınlardakinin 1/100 ü kadardır. Meme kanseri, memenin süt kanallarından (duktus) ya da süt üreten hücre gruplarından (lobulus) kaynaklanabilir. Duktus kanserleri (duktal karsinom) lobulus kanserlerine (lobüler karsinom) göre çok daha sık görülür.

 

Evreleme:

Meme kanserinde tümör, kaynaklandığı duktus ya da lobulusa sınırlıysa ve dışarı taşmamışsa «in situ», dışarı taşmışsa «invaziv» olarak tanımlanır (in situ duktal karsinom, invaziv duktal karsinom gibi). İn situ karsinom, evre 0 olarak kabul edilir ve en erken evredir. Evre 1 de tümör memeye sınırlı ve 2cm den küçüktür. Evre 2 de tümör 2-5cm arasıdır ve koltuk altı lenf düğümlerine hafif yayılma olabilir. Evre 3 de koltuk altı ve diğer lenf düğümlerine, ya da göğüs duvarına belirgin yayılma vardır. Evre 4 ise son evredir, tümör meme dışında karaciğer, akciğer, beyin ve kemik gibi organlara da yayılmıştır.

Nasıl tanı konur?

Meme kanseri bazen ele gelen kitle, meme başında akıntı ve deformasyon gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak günümüzde, olguların çoğunluğu tarama amaçlı yapılan ultrason ya da mamografi tetkiklerinde herhangi bir belirti ortaya çıkmadan saptanabilmektedir. Ultrason, mamografi ya da emar da saptanan kitleden daha sonra bu görüntüleme yöntemleri rehberliğinde iğne ile biyopsi yapılır ve tanı konur. Tanı konulduktan sonra tedaviye başlamak için hastalığın evresini belirlemek gerekir. Bunun için de PET-CT, emar, tomografi ve ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılarak, kitlenin büyüklüğü, lenf düğümlerinin durumu ve diğer organlarda metastaz olup olmadığına bakılır ve hastalığın evresi belirlenir.

Nasıl tedavi edilir?

Tedavi seçiminde birçok faktör göz önünde bulundurulur ancak en çok belirleyici olanlar hastalığın evresi ve biyopsi sonucudur. Günümüzde, biyopsi ile sadece kanser tanısı konmakla kalınmaz, aynı zamanda dokunun birçok özelliklerine bakılarak en uygun tedavi yöntemi belirlenir. Meme biyopsisinde araştırılan en önemli belirteçler ER, PR, Her2 ve Ki67 olarak sıralanabilir. Bu belirteçlerin miktarına bakılarak hastanın Tamoxifen, Herseptin ve hedefe yönelik ilaçlar (Trastuzumab gibi) hangisinden yarar göreceği anlaşılabilir.

Genel olarak, Evre 0,1 ve 2 gibi erken dönemlerde cerrahi tedavi ön plandadır. Evre 3 de önce kemoterapi verilir daha sonra cerrahi uygulanır. Evre 4 de ise uzak metastaz olduğundan cerrahinin yeri yoktur, temel tedavi yöntemi kemoterapidir. 

Ameliyat yerine ablasyon kullanılabilir mi?

Ablasyon, bir doku ya da tümörün vücudun içinde ısıtma, dondurma gibi yöntemlerle tahrip edilmesidir. Bu yöntemde, ultrason, tomografi gibi görüntüleme cihazları rehberliğinde tümöre özel iğneler yerleştirilir ve tümör hücreleri öldürülür. Ölen tümör dokusunu, vücut zaman içinde küçülterek yok eder. Ablasyon tedavisi, karaciğer, akciğer, böbrek, pankreas ve kemik gibi birçok organda hem iyi huylu hem de kötü huylu yöntemlerde 20-30 yıldır başarıyla kullanılan bir yöntemdir. Memede bu amaçla en çok kullanılan ablasyon kriyoablasyondur (dondurma tedavisi). Kriyoablasyonda, memedeki tümöre ultrason rehberliğinde özel iğneler yerleştirilerek kitle -120 dereceye kadar soğutularak dondurulur. İşlem tamamen lokal anestezi altında yapılır, ağrısızdır. Bir saat sonra da hasta yürüyerek evine gidebilir.

Kriyoablasyon, fibroadenom gibi iyi huylu meme kitlelerinin tedavisinde 2002 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) tarafından onaylanmıştır ve günümüze kadar başarıyla kullanılmıştır. En önemli avantajları, lokal anestezi altında, iğne deliğinden yapılması ve meme estetiğini koruyarak bir seferde çok sayıda fibroadenomu tedavi edebilmesidir. Kriyoablasyon, dünyada aralarında bizim de bulunduğumuz bazı merkezlerde, meme kanserinin tedavisinde de başarıyla kullanılmıştır. Bu tedaviye en uygun olan hastalar, tümörleri 2 cm nin altında, agresif biyolojiye sahip olmayan, koltuk altı ve diğer organlara yayılmamış olan ve 50 yaşın üstünde olan hastalardır. Kriyoablasyondan sonra hasta hemen normal yaşantısına dönebilir, kemoterapi görmesi gerekiyorsa tedaviye hemen başlanabilir. 

 

Kriyoablasyon, az sayıda metastazı olan (oligometastatik) meme kanseri olgularında, hem primer meme tümörünün hem de metastazlarının tedavisinde kullanılabilir.  Ayrıca, yaygın metastazları olan hastalarda da memedeki kitlenin cerrahi olarak alınmasının sağkalımı uzattığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu tür hastalarda, cerrahi operasyon yerine, hasta için çok daha rahat olan ve meme estetiğini hiç bozmayan kriyoablasyon tercih edilebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞMA FORMU

Varsa lütfen meme ultrasonu, mamografi ve emar raporlarınızı

0.534.551 0 551 nolu telefona whats up dan gönderiniz.

Hastalığınızın kısa bir özetini de eklemeyi unutmayınız.

Tebrikler! Mesajınız alındı.